|
1.sayfa
|
| KONUŞAN AĞAÇ | |
![]() |
Çok, ama çok eskiden,
güzel bir yaz günü kadı efendinin kapısı vuruldu.
Gelenler iki kişiydiler. Hallerinde telaş ve heyecan vardı.
Yaşlıca olanı söze başladı.. "- Ey kadı
efendi, ey adalet dağıtmakla görevlendirilmiş hâkim! Lütfen
beni dinleyiniz. Bir yıl kadar önce Hacca gitmeye niyetlendim. Yol
hazırlıklarına başladım. Değeri yüksek, kıymetli
bir yüzüğüm vardı. |
| Yolda kaybolmasın diye getirip bu arkadaşa verdim. Çünkü hem kapı komşumuzdu, hem de ona çok güveniyordum. "Al dedim, bu yüzük sende emanet olarak kalsın. Dönersem alırım." Sözü fazla uzatmaya gerek görmüyorum efendim.. Üç gün önce memleketime döndüm. Yüzüğümü istediğimde "Ne yüzüğü, ben senden hiçbir şey almadım" diye inkar etti. "Şahidin yok, senedin yok..." diyor. Böyle müslümanlık olur mu kadı efendi.. |
![]() |