|
Bir
varmış, bir yokmuş. Var demesi zormuş. Keloğlan'ın mahallesinde
Kör Hacı adında biri varmış. Kör hacı huysuz, dırdırcı, hilebaz,
madrabaz, hokkabaz birisiymiş. Bencil mi bencil, nekesmi
nekesmiş. Fesatlıkta, fitne fücurlukta üstüne yokmuş.
Çocuklar Kör hacı'yı hiç sevmezlermiş. Onu yolda görünce hep
birlikte bağırırlarmış:
Hacı
Burnumun ucu
Başımın tacı
Soğan sarmısaktan acı
Çocuklar bazen de,
Hacı hasta
Çorbası tasta
Mendili ipek
Kendisi köpek
Diye tempo tutarlarmış.
Kör hacı kendisini kimsenin sevmediğini bildiğinden, insanlara
karşı soğuk durur, herhese kötülük etmek istermiş.
Bir gün keloğlan'ın gelip geçtiği yola derin bir çukur kazmış.
Çukurun üstüne çalı çırpı, ot, çöpler örtmüş. Kendi kendine "KELOĞLAN
DÜŞSÜN,BELKİ BİR YERİ KIRILIR" diye söylenmiş.
Keloğlan yoldaki otu çöpü görünce hileyi sezmiş. Çukurun
üstündeki otu çöpü kaldırmış, hemen yakınındaki yere Kör
Hacı'nın bıraktığı gibi koymuş. Çukurun üstüne ince bir tahta
koyduktan sonra topraklamış.
Beklemeye başlamış.
|