|
1.sayfa
|
| KELOGLAN VE SiHiRLi TAS | |
![]() |
Bir
varmış, bir yokmuş. Allah'ın kulu çokmuş. Çok söylemesi günahmış. Evvel zaman içinde bir Keloğlan varmış. İh- tiyar ve yoksul annesi, bu biricik oğlunu "Keloğlum, keleş oğlum" diye severmiş. Günlerden bir gün Keloğlan annesinden izin alıp balik tutmaya gitmiş. Belki bir kaç balik yaka- larım. Anacığımla pişirir, yeriz. Aç karnımızı do- yururuz" diye düşünüyormuş. |
|
Irmağın kenarına gelip oltasını salmış. Öğleye doğru kocaman bir
balık tutmuş. Pulları gümüş gibi parlak, gözleri cam gibi aydınlık, güzel mi
güzel bir balıkmış bu... Keloğlan balığın pullarını kazımış, karnını yarıp temizlemek istemiş. Bir de ne görsün! Balığın karnı içinde kocaman bir tas durmuyor mu? Keloğlan bir sevinmiş, bir sevinmiş ki sormayın. "Hem balığı götürürüm anama, hem tası" demiş. |
![]() |